28 Kasım 2011 Pazartesi

ağlamak

insanın içi dolupta taşmak isteyince olmasını istemediği bir şeyin olmadığına bile ağlayabiliyor, ben öyleyim..böyle olan insanlar tanıyorum, hem de ağlarken öyle güzel oluyorlar ki...ağlasınlar diye dokunasım geliyor...ağlamak...kısaca hayat..


şu dokununca ağlama meselesi de çok acaip, hakikaten var böyle bir şey..yine böyle doluysa insan bir temas yetiyor...bir dost eli şöyle kola dokunsa veya göz göze ilişse....

15 Kasım 2011 Salı

neredesiniz..

bir gün çok kıymetli dostlarımdan biri -o kendini biliyor-küt diye bir sual etmişti ,tam  hatırlamıyorum ama aklına ilk gelen seni tarif eden şarkı nedir gibi bir şeydi ben de walla beni tarif ediyor mu bilemem ama aklıma bir tek Sezenin neredesiniz geldi demiştim...hemen hemen her yolculuğumda dinlediklerimdendir, elbette kendine has bir yolculuğu da var , bir İstanbul yolculuğu...yağmurlu bir ilk bahardı sanırım mayıstı, bulutlar yağdırıp rahatladıkça ben de bu şarkıyı dinleyip ağlıyordum, dinledikçe doldum ağladıkça boşaldım, ağladıkça ferahlanır ya nihayetinde ferahladım ama hüznü dağıtmak ne mümkün...
yine Erguvan tadında bir Sezen şarkısı, düşündüren, hüzünlendiren,söylerken sesini titreten ,gözünü dolduran..
söylerken şarkının ortasında bir yerlerde ağlamaklı olup sesimin titrediği ve devam edemediğim şarkılar listesi yapsam baya uzun bişey çıkacak sanıyorum..House gibi bir teşhisçi olsa da nie bu kadar ağlak biri olduğumu bulsa tedavi etse..teşhisçi de böyle küfür gibi oldu, teşhirci ye yakınlığından olsa gerek..gerçi bi açıdan uzak da sayılmazlar...neyse mevzuyu dağıtmayayım..muhteşem sözler,müzik ve elbette yorum..


yolun yarısı bile değilken
yıllar beni nasıl geçtiniz
hala umutlarla uyanırken
gençliğime çizgi çektiniz..

https://youtu.be/gvUKvRzUM-4?si=CBDVnMG250Bhqsrs