23 Ağustos 2011 Salı

the blind side..

1 seneyi aşkındır elimde olmasına rağmen bilgisayarda izleme zorunluluğundan dolayı izlemediğim bu filmi nihayet gecen akşam izledim...ve çok sevdim...izlediğim dinlediğim çoğu şeyin ideolojisine,el altından verilen mesajlarına ister istemez dikkat eden biriyim, uğraşıyorum çabalıyorum sadece sanatsal açıdan bakamıyorum, bir de benim gibi 80 sonrası doğanlar için apolitik derler :) gerçi sırf ideolojisini sevmedim die tü ka ka demem,yiğidi öldürür hakkını veririm,ama ama'sını da eklerim...yalnız bu filmin amasını eklemeyeceğim, internette bi sürü yorumlarda var bu filmin "aması" benim de dikkatimi çekmedi değil o amerikan rüyası ancak ben ona takılıp filmin sıcaklığını, insaniliğini,güzelliğini,manasını harcamayacağım...filmi anlatmayacağım da sadece çok sevdim diyeceğim izleyin bence diyeceğim..ve kör noktamızda kalabilen hayatlar üstüne,kendi hayatımız üstüne,nimetler üstüne,bahşedilen nimet sanki kazanılmış bir şey gibi kibirlenmek üstüne,materyalizmin insan vicdanını nasıl çürüttüğü üstüne,güven duygusu üstüne,Allah'a güvenme tevekkül üstüne,önyargı üstüne, çocukluğun saflığı üstüne ne bileyim şimdi aklıma gelmeyen bi sürü şey üstüne düşünceğiniz güzel bir 2 saat geçirin...
ha bir de anaçlıkla gücü karizmayı mizah yeteneğini birleştirince nasıl bir anne ortaya çıkar...herşeyin istikametini tutturmak ne zor...

not : film gerçek bir hayat hikayesini temel almıştır..http://en.wikipedia.org/wiki/Michael_Oher

buyrun bu da soundtrackten....http://www.youtube.com/watch?v=vhswvbCdKrI

18 Ağustos 2011 Perşembe

hayatı askıya almak..

hayatı askıya almak çok kullanılan bir kalıp..genellikle başına kötü bişeyler gelmiş insanların başlarına gelen kötü şey için üzüldükleri,yas tuttukları, o değişime ayak uydurmakla geçirdikleri zaman için kullanılıyor..hayatı askıya aldım..deniyor...hayatı askıya astım rafa kaldırdım...dün gece yatağa kendimi atarken aklıma takıldı bu mevzu...rafa kaldırdığımız askıya aldığımız bizim kıymetli 'hayatımız' ise o hayat raftayken yaşadığımız ne?..manasını düşünmeden, bilinçaltımıza işlenmiş ve sürekli işlenen kodlarla otomatize edilmişse 'hayatımız' o başımıza gelen büyük değişim de bizi bu otomatize edilmiş hayattan çıkarıp o hayatı dolaba tıkıp daha farkında bir şey yaşatıyorsa gerçekte hangisi "hayat"...yine vardık mı matrix e...nerden geldim buralara...sürekli bir yerlere düşen bir yerlerden hiç kalkmayan acı'dan aklıma geldi...acı üstüne düşünürken buldum kendimi....hayatları askıya alındı die düşündüm önce..ne yapacaklarını hayal ettim acıları tazeyken..daha sonra acıyı paylaşmak için gelenler dağıldıktan sonra ne yapacaklar...ne düşünecekler hayatları askıdayken...bi sürü kelime geçecek muhtemelen zihinlerinden...yalan dünya, imtihan, ahiret, kavuşmak, iman, tevekkül, özlem,neden...kim bilir neler...kafaları çatlayacak düşünmekten....askıdaki hayatlarına şöyle bir bakacaklar,artık gözlerine o kadar kıymetli gelmeyecek....dedim düşünmek güzeldir ,farkında olmak güzeldir...ama yeterli hiç değildir..hatta bazı zihinler için güzel bile değildir böyle acıyla düşünmek, otomatize edilmiş hayattan onun manası kıt güzelliklerinden de mahrum eder,her şeyi acılaştırır koyar kenara.....ama diğerleri için başka...o diğer zihinler raftaki,askıdaki hayattan çok daha güzeline,anlamlısına devam edecekler....keşke acıya gerek kalmasa bu hayat değişimi için...ne diyelim...Lâ' da geçtiği gibi..Dünya Cennet değil ki....

15 Ağustos 2011 Pazartesi

bir muhasebe şarkısı...

Cumartesi çok kıymetli bir dostun evinde güpgüzel sımsıcak bir iftar yaptık ..o kadar güzel insan bir araya gelince muhabbet de güzel oldu :) güldük,eğlendik, tespitte bulunduk ,büyük konuştuk, küçük konuştuk ,derine de daldık yüzeyden de gittik..e söz bu kadar eğilip bükülünce muhasebeye gelmeden olmazdı..nasıl oldu bilmiyorum ama söz muhasebeye geldi..o dakka benim de aklıma sezenin yapıp yeşim salkıma verdiği sözleri muazzam şarkı geldi...gerçi yazarı için bir pişmanlık şarkısı fazla ümitsiz ama bana göre muhasebe şarkısı..sözlerin üstünde tek tek durulsa durulur ama şimdi vaktim yok bakalım içimizden gelirse başka zaman inş :) buyrun...


http://www.youtube.com/watch?v=yXjYu9_yPs0


Erguvan
Çoktan ikindiye yattı gün
Ağlarken ben geçmiş, gelecek, dün
Hatırlarken kaçırdım anı
Ben hep böyle ıskaladım zamanı

Rüzgar gibi geçti canım ilkbahar
Ben ne yaptım açarken erguvanlar
Ben kar zarar hesap tutarken
Aya kaçtı uçurtmalar

Sever mi sevdiğin sever mi
Aşk insanı hoş tutar mı
Yeter mi tutsa yeter mi
Aşk yoksa kendini yutar mı

Gemiler geçiyor penceremden
Yalnızlık el sallıyor
Güvertelerden
Martılar beyaz ve yırtıcı
Ve yorgun bu anlaşılmaz seferlerden

Söz - Müzik: Sezen Aksu

12 Ağustos 2011 Cuma

bu havada gidilmez...

hava bir güzel bir güzel tadından yenmiyor,hele bulutlar hele bulutlar...yaz ortası hem de Ramazan ayında bir sonbahar günü..tam nazanın bu havada gidilmez şarkısına göre..bazı şarkıları sürekli dinleseniz de size belirli bir zamanı hatrlatırlar..misal bu örnekte şööle hafif serin,gri beyaz bulutlu ama hala biraz yeşil bir sonbahar günü..
nazandan hiç şarkı girmemişim şu bloga..ayıp etmişim, hiç yakışmadı bana, ki ben bütün bilgisayarlarımda masaüstünde şööle el altında bir nazan şarkı listesi bulunduran, haftada en az 2 gün dinleyen ben..neyse telafi ederim inş.. hele de sonbahar geliyor ki ....nazan şarkılarını nie seviyorum die düşünmüştüm bi keresinde, elbette müzikleri seviyorum ,benim için müziğin yeri her daim öndedir, ama sözlerdeki, duyguların ifadesindeki cesaret,dobralık,netlik var ya işte onların da çook çok büyük katkısı var...helal diyosun....helal dediğim için bir pop/rock müzük sanatçısını seviyorum...ben hakkaten arabesk bi tipmiyim ..nie acaba yaa nie...neyse panik yapmayım belkide arabesklikten değildir, delikanlı ruha olan hayranlıktandır....haa ne diyordum bu havada gidilmez diyordum... bir gitme ,beni terk etme, ne me quitte pas ,kal bu şehirde şarkısı bu da..hepsi gibi güzel...buyrun...https://www.youtube.com/watch?v=9sIN1mlr2f8

7 Ağustos 2011 Pazar

çok kalbimi kırdın çok

bu onur ünlü çok acaip adam hakkaten...tamam öyle herkesin kabulü adamın acaip olduğu da nerden çıktı şimdi derseniz..aha şu vakit tv de güneşin oğluna denk geldim tam da acı aşkı izlediğimde dikkatimi çeken repliğe.....çok kalbimi kırdın çok....elbette bi sürü replik var filmlerinde tekrar eden misal ,ölmek için yalvaracaksın, ama benim ilgimi çeken bu cümle...nie ilgimi çekti tam olarak bilmiyorum ama sanırım cümlenin vurgusu garip gelmişti...sanki şöyle olsa normal gelirdi üstünde durmazdım..çok kalbimi kırdın , çoook..tahmin edebildiğiniz üzre virgül duraklama oluyor.. ama işte böyle geçmiyordu filmde, duraklama yok idi ona mı takıldım acaba...son toplamda bu cümle benim dikkatimi çekti ...nedir acaba bu cümlenin olayı...klişe mi?..eğer olur da kendisine soru sorma fırsatı elde eder ve tabi o anda o fırsatı kullanmayı canım çekerse bi sorayım....nedir hocam bu çok kalbimi kırdın çok...ha bi de glasgow ...olası gelecekteki kendime notlar 1...vay anasını sayın seyirciler her dikkatimi çeken şey için bu nie dikkatimi çekti die peşine düşsem ne olurdu aceba?..muamma...

neyse notumuzu aldık geleneği bozmayalım konuyla ilintili bir de şarkı linki verelim bitirelim..buyrun...
http://www.youtube.com/watch?v=MkZkAyWlsVI