29 Eylül 2011 Perşembe

denge..

dengeli hayat ..hayatı dengeli yaşamak....çok duyarız...herkes bilir(!) ne demek olduğunu...hemen örnekler verilir...onurlu ol ama kibirli değil...temiz ol ,saplantılı olma...keşke bu kadar kolay olsa ama ı-ıh...zor şey...günde en az 40 defa istikamet dilememiz boşuna değil...teorisi ne güzel...su gibi..: her fiilin 2 ucu var bir de istikameti...istikamet belirten yüklemi bulup onu yüklenmek lazım ...yüklemi bulmak mevzusunu  tersine mühendislikle (reverse engineering ) çözebiliriz ,çok çok güzel bi sürü örneğimiz var bir tane de kusursuz örneğimiz...O'nun vasıflarından isimlerinden yüklemleri buluruz ordan hooop yükleniriz....teori böyle bir şey işte lafla peynir gemisi yürütmek...en zor kısım hooop die geçilir...

bi dakka ama yaa...yükün ağırlığından ezilip karamsarlığa kapılıp şükürsüzlük etmiş olmayayım ...kendimden aşağıdakileri düşünüp elinde böyle yol tarifi olmayan da var deyip halime şükür edeyim öncelikle...sonra da kabul etmeliyim ki herhangi birşeyi bahane edip oynamıyorum, taşımıyorum bu yükü deme lüksüm yok.. yükü olduğundan fazla ağırlaştıran kendi ağırlıklarımdan kurtulmalıyım öncelikle, sonra çok zayıfım biraz güçlenmeliyim, tarife uymakta da fayda var tekrar keşfe çıkacak zaman yok..gerek hiç yok...en kısa yol tarif edilmiş yol..yani örneklerden faydalanmalıyım..nihayetinde 'bir avuç fıstık iyi gelir, yersen...'

yine de bir şey var ki şu tarifteki,teorideki en zor kısım...yüklemleri yüklenme...işte onun için buralara nerden geldik ona bakmak lazım....denge...denge için ağırlık merkezini bilmen gerek...yani yine kendini tanımak...kendin bilmek....ne güzel demiş ...İlim kendin bilmek..

25 Eylül 2011 Pazar

Çocukluğumdan..

1990 senesinin nisanında taşınmıştık memleketim olan ilçeye..ondan evvel annemle babamın öğretmenlik yaptığı Ceyhan nehri kıyısındaki köydeydik..ilkokulun 2sini ve 3 ünü orda okudum..ablam ilkokul 5 olcaktı anadolulisesi sınavlarına girecekti, annemlerin de emekliliği geliyordu, ilçedeki evimiz de bitmişti velhasıl sebepler biraraya gelmişti taşındık...köyde çok hatıram var diyemiyorum ama 90 öncesi çoğu hatıramda köy var diyebilirim..ha bak işin doğrusu da budur, hatıralar mekanlarda olmaz mekanlar hatıralarda olur..gerçi ben o zaman dilimine ait hatıralarım öyle çok değil anlamında cümle kurmaya çalışmıştım bak mevzu nereye gitti..neyse belki edebi bi sanattır istiaregillerden kapatalım cahilliğimizi ortalığa dökmeyelim...hah işte biz taşındık annemle babam köyde öğretmenliğe devam ettiler..ozamanlar vardı sanırım hala vardır halk eğitim mevzusu..köydeki gençkızlar ablalar dikiş nakış kursuna gelirlerdi..biz lojmanı boşaltınca orayı da halk eğitime vermişler...kaset doldurma,doldurtma furyası başlamıştı, annemler hergün ilçeye gelip gittikleri için de ablalar annemlere şööle 2-3 kasetlik bir liste yapmışlar bizim için doldurtun diye..çoğunluğu arabesk fantezi şarkılardı baya baya damar olanlar da vardı..nasıl olduysa bizimkiler çok çoğaltmışlar sanırım bizim eve de düştü bu kasetlerden, ağırlıklı fantezi pop olan,sanırım sibel can zerrin özer felan vardı ama emin olamıyorum aklımda kalan tek parça ozaman adını dahi bilmediğim bi ablanın parçası....bizim teyp mutfakta dururdu bulaşık yıkarken temizlik yaparken mutlaka açardım,teybin bir düğmeyle kaset değiştiren tarafı bozulmuştu köpüklü ellerimi yıkar kurular kaseti değiştirirdim üşenmeden, teybin yanındaki kasetlerden değiştire değiştire dinlerdim..hey gidi dikey bir açıyla büyüdüğümüz yıllar...seneler sonra aklıma gelmişti o şarkı bir kaç söz olarak, üniversite ya bitti ya bitecek işte internet var o zaman..hemen abime sordum abicim bööle bööle bi şarkı vardı kim sölüyordu..şarkıyı hatırladı o kasetten ama kimin söylediğini o da bilmiyordu...arabesk bayan şarkıcıları şöyle bir kurcaladım bergen tüdanya felan derken bergenin sesi daha yakın geldi dedim bergendir bu...bergenli aramalarım boşa çıktı, ama bergeni baya tanımış oldum :) ..velhasılı akılda kalan sözler de yarım yamalak olunca bulamamıştım....bir kaç sene sonra bilmiyorum nasıl baya baya sözleri hatırladım müziği bile, e internette kendini geliştirmiş buldum şarkıyı söyleyeni Ayşe Mine...bir şekil şarkıyı da bulup mp3 ünü indirip abime mail atmıştım ama ne sevinmiştim...insanoğlu ilginç hakkaten yitiğimi buldum sanki...bu akşam ordan oraya sıçrarken aklıma düştü neyseki youtubeda varmış..ancak hala sözlerine ait bir link bulamadım..direk el emeği kendim yazdım..sözleri bestesi kime ait bulan olursa göndersin yazayım hemen....
Ayşe Mine Gel ara beni...

https://www.youtube.com/watch?v=uCyIsvK_7m0

Çaresizlik bir gün sararsa seni
Ben eski dostunum gel ara beni
Vefasızım diye çekinme sakın
Ben eski dostunum gel ara beni

Bende her mazinin değeri vardır
Kaybetmek kazanmak insanlarındır
Herkesin yaptığı yanına kalır
Dilediğin zaman gel ara beni

Ne gurur ederim ne sitem sana
Uzanır ellerim dostça yarana
Gülerim zannetme pişmanlığına
Ben eski dostunum gel ara beni..

9 Eylül 2011 Cuma

üstüme düşme benim

gençliğine güvenme ,yıllar alıp gidecek...
teee ilkokul beşteyken o zaman lise son öğrencisi olan abimin biricik ve tek kareli metod defterindeki bi sürü şiir,şarkı sözü,beyit,mısra vs arasından öğrendiğim ilk müslüm şarkı sözü...tabi çok hoşuma gidip beğenip ezberlediğimde bir şarkı sözü olduğunu bilmiyordum..bilmem kaç sene sonra dinledim esas şarkıyı ve a-ha dedim..şarkıyı sevmem için yetti tabi bu anı...psikologların çocukluğa inme telaşına hak vermemek elde değil..farkında olalım olmayalım hayatta yaptığımız her seçimde geçmişin ,1 dakika önceki geçmiş de dahil, etkisi var..yaşadığımız her an bizi biz yapıyor...sevdiğimiz yiyecekten sevmediğimiz havaya,sevdiğimiz şarkıdan sevmediğimiz renge, sevdiğimiz havadan sevmediğimiz isme...şimdi böyle deyince de yaşadığımız her an üstümüze yapışıyor gerginliği oldu...neyse gerilmenin faydası yok şarkıya geçelim...hakkını verelim müzik güzel,sözlere cuk oturmuş,müslüm muhteşem okumuş hatta başka kimse okumasınlık okumuş...daha ne olsun....buyrun
http://www.youtube.com/watch?v=0-rz7cvj6fs

bir dükkanım olaydı duvarına yazardım...her tür müzik dinlenir,yeter ki güzel olsun...

5 Eylül 2011 Pazartesi

bir kızıl goncaya benzer dudağın...

yolları ,yolculukları özellikle gündüz yolculuklarını seviyorum...mecburiyetten yorgun argın söylene söylene gittiğim yolculukları bile seviyorum yola düştükten sonra...gitmeyi seviyorum sanırım ben...hancı değil yolcu olmayı...hancı olmak da zor yolcu olmak da ama bana hancı olmak daha zor geliyor en azından şuanda...yine dağıttım konuyu uzaklaştım başlıktan...neyse hemen topluyorum... bütün yolculuklarımın şarkısı vardır
bu da son yolculuğumun şarkısı...muhtemelen dinlemişsinizdir ama bu şarkı bu abladan dinlenir....buyurun..


bir kızıl goncaya benzer dudağın
açılan tek gülüsün sen bu bağın
kurulur kalplere sevda otağın
kim bilir hangi gönüldür durağın

her gören göğsüme taksam seni der
kimi ateş gibi yaktın beni der
kimi billur bakışından söz eder
kim bilir hangi gönüldür durağın 

söz : Melek Hiç
beste: Amir Ateş
yorum: Aylin Şengün Taşçı