28 Kasım 2011 Pazartesi

ağlamak

insanın içi dolupta taşmak isteyince olmasını istemediği bir şeyin olmadığına bile ağlayabiliyor, ben öyleyim..böyle olan insanlar tanıyorum, hem de ağlarken öyle güzel oluyorlar ki...ağlasınlar diye dokunasım geliyor...ağlamak...kısaca hayat..


şu dokununca ağlama meselesi de çok acaip, hakikaten var böyle bir şey..yine böyle doluysa insan bir temas yetiyor...bir dost eli şöyle kola dokunsa veya göz göze ilişse....

15 Kasım 2011 Salı

neredesiniz..

bir gün çok kıymetli dostlarımdan biri -o kendini biliyor-küt diye bir sual etmişti ,tam  hatırlamıyorum ama aklına ilk gelen seni tarif eden şarkı nedir gibi bir şeydi ben de walla beni tarif ediyor mu bilemem ama aklıma bir tek Sezenin neredesiniz geldi demiştim...hemen hemen her yolculuğumda dinlediklerimdendir, elbette kendine has bir yolculuğu da var , bir İstanbul yolculuğu...yağmurlu bir ilk bahardı sanırım mayıstı, bulutlar yağdırıp rahatladıkça ben de bu şarkıyı dinleyip ağlıyordum, dinledikçe doldum ağladıkça boşaldım, ağladıkça ferahlanır ya nihayetinde ferahladım ama hüznü dağıtmak ne mümkün...
yine Erguvan tadında bir Sezen şarkısı, düşündüren, hüzünlendiren,söylerken sesini titreten ,gözünü dolduran..
söylerken şarkının ortasında bir yerlerde ağlamaklı olup sesimin titrediği ve devam edemediğim şarkılar listesi yapsam baya uzun bişey çıkacak sanıyorum..House gibi bir teşhisçi olsa da nie bu kadar ağlak biri olduğumu bulsa tedavi etse..teşhisçi de böyle küfür gibi oldu, teşhirci ye yakınlığından olsa gerek..gerçi bi açıdan uzak da sayılmazlar...neyse mevzuyu dağıtmayayım..muhteşem sözler,müzik ve elbette yorum..


yolun yarısı bile değilken
yıllar beni nasıl geçtiniz
hala umutlarla uyanırken
gençliğime çizgi çektiniz..

https://youtu.be/gvUKvRzUM-4?si=CBDVnMG250Bhqsrs

10 Ekim 2011 Pazartesi

geçen gün ömürdendir..

kaleden inişmolur
ham demir gümüşmolur
evvelden ikrar verip
sonradan dönüşmolur

bu dağlar kömürdendir
geçen gün ömürdendir..

https://youtu.be/_Oyn-4U8utQ?si=qCI2ewYT30PWqaGb 

ahh Sonbahar

ne güzel mevsimsin sen Sonbahar..Renklerin , rüzgarın ,yağmurun, sarı güneşin hepsi hepsi çok güzel..gerçi hiçbiri olmayaydı hüznün yeterdi...hüzün ki en çok yakışandır bize demiş ya şair..O'nun genel haliymiş ya hüzün..hani biz çeşitli gaflet mertebelerinde dolanıp durmayaydık ,akıbet hep hatırımızda olaydı hüzünlü olurduk ya...hani hüzünlü insanın gözünde hep bi ıslaklık vardır ya...işte o hüznün yeter senin güzelliğine...hatta bu hüzün olmayaydı sende ötekiler öyle güzel gelir miydi bilmem...

29 Eylül 2011 Perşembe

denge..

dengeli hayat ..hayatı dengeli yaşamak....çok duyarız...herkes bilir(!) ne demek olduğunu...hemen örnekler verilir...onurlu ol ama kibirli değil...temiz ol ,saplantılı olma...keşke bu kadar kolay olsa ama ı-ıh...zor şey...günde en az 40 defa istikamet dilememiz boşuna değil...teorisi ne güzel...su gibi..: her fiilin 2 ucu var bir de istikameti...istikamet belirten yüklemi bulup onu yüklenmek lazım ...yüklemi bulmak mevzusunu  tersine mühendislikle (reverse engineering ) çözebiliriz ,çok çok güzel bi sürü örneğimiz var bir tane de kusursuz örneğimiz...O'nun vasıflarından isimlerinden yüklemleri buluruz ordan hooop yükleniriz....teori böyle bir şey işte lafla peynir gemisi yürütmek...en zor kısım hooop die geçilir...

bi dakka ama yaa...yükün ağırlığından ezilip karamsarlığa kapılıp şükürsüzlük etmiş olmayayım ...kendimden aşağıdakileri düşünüp elinde böyle yol tarifi olmayan da var deyip halime şükür edeyim öncelikle...sonra da kabul etmeliyim ki herhangi birşeyi bahane edip oynamıyorum, taşımıyorum bu yükü deme lüksüm yok.. yükü olduğundan fazla ağırlaştıran kendi ağırlıklarımdan kurtulmalıyım öncelikle, sonra çok zayıfım biraz güçlenmeliyim, tarife uymakta da fayda var tekrar keşfe çıkacak zaman yok..gerek hiç yok...en kısa yol tarif edilmiş yol..yani örneklerden faydalanmalıyım..nihayetinde 'bir avuç fıstık iyi gelir, yersen...'

yine de bir şey var ki şu tarifteki,teorideki en zor kısım...yüklemleri yüklenme...işte onun için buralara nerden geldik ona bakmak lazım....denge...denge için ağırlık merkezini bilmen gerek...yani yine kendini tanımak...kendin bilmek....ne güzel demiş ...İlim kendin bilmek..

25 Eylül 2011 Pazar

Çocukluğumdan..

1990 senesinin nisanında taşınmıştık memleketim olan ilçeye..ondan evvel annemle babamın öğretmenlik yaptığı Ceyhan nehri kıyısındaki köydeydik..ilkokulun 2sini ve 3 ünü orda okudum..ablam ilkokul 5 olcaktı anadolulisesi sınavlarına girecekti, annemlerin de emekliliği geliyordu, ilçedeki evimiz de bitmişti velhasıl sebepler biraraya gelmişti taşındık...köyde çok hatıram var diyemiyorum ama 90 öncesi çoğu hatıramda köy var diyebilirim..ha bak işin doğrusu da budur, hatıralar mekanlarda olmaz mekanlar hatıralarda olur..gerçi ben o zaman dilimine ait hatıralarım öyle çok değil anlamında cümle kurmaya çalışmıştım bak mevzu nereye gitti..neyse belki edebi bi sanattır istiaregillerden kapatalım cahilliğimizi ortalığa dökmeyelim...hah işte biz taşındık annemle babam köyde öğretmenliğe devam ettiler..ozamanlar vardı sanırım hala vardır halk eğitim mevzusu..köydeki gençkızlar ablalar dikiş nakış kursuna gelirlerdi..biz lojmanı boşaltınca orayı da halk eğitime vermişler...kaset doldurma,doldurtma furyası başlamıştı, annemler hergün ilçeye gelip gittikleri için de ablalar annemlere şööle 2-3 kasetlik bir liste yapmışlar bizim için doldurtun diye..çoğunluğu arabesk fantezi şarkılardı baya baya damar olanlar da vardı..nasıl olduysa bizimkiler çok çoğaltmışlar sanırım bizim eve de düştü bu kasetlerden, ağırlıklı fantezi pop olan,sanırım sibel can zerrin özer felan vardı ama emin olamıyorum aklımda kalan tek parça ozaman adını dahi bilmediğim bi ablanın parçası....bizim teyp mutfakta dururdu bulaşık yıkarken temizlik yaparken mutlaka açardım,teybin bir düğmeyle kaset değiştiren tarafı bozulmuştu köpüklü ellerimi yıkar kurular kaseti değiştirirdim üşenmeden, teybin yanındaki kasetlerden değiştire değiştire dinlerdim..hey gidi dikey bir açıyla büyüdüğümüz yıllar...seneler sonra aklıma gelmişti o şarkı bir kaç söz olarak, üniversite ya bitti ya bitecek işte internet var o zaman..hemen abime sordum abicim bööle bööle bi şarkı vardı kim sölüyordu..şarkıyı hatırladı o kasetten ama kimin söylediğini o da bilmiyordu...arabesk bayan şarkıcıları şöyle bir kurcaladım bergen tüdanya felan derken bergenin sesi daha yakın geldi dedim bergendir bu...bergenli aramalarım boşa çıktı, ama bergeni baya tanımış oldum :) ..velhasılı akılda kalan sözler de yarım yamalak olunca bulamamıştım....bir kaç sene sonra bilmiyorum nasıl baya baya sözleri hatırladım müziği bile, e internette kendini geliştirmiş buldum şarkıyı söyleyeni Ayşe Mine...bir şekil şarkıyı da bulup mp3 ünü indirip abime mail atmıştım ama ne sevinmiştim...insanoğlu ilginç hakkaten yitiğimi buldum sanki...bu akşam ordan oraya sıçrarken aklıma düştü neyseki youtubeda varmış..ancak hala sözlerine ait bir link bulamadım..direk el emeği kendim yazdım..sözleri bestesi kime ait bulan olursa göndersin yazayım hemen....
Ayşe Mine Gel ara beni...

https://www.youtube.com/watch?v=uCyIsvK_7m0

Çaresizlik bir gün sararsa seni
Ben eski dostunum gel ara beni
Vefasızım diye çekinme sakın
Ben eski dostunum gel ara beni

Bende her mazinin değeri vardır
Kaybetmek kazanmak insanlarındır
Herkesin yaptığı yanına kalır
Dilediğin zaman gel ara beni

Ne gurur ederim ne sitem sana
Uzanır ellerim dostça yarana
Gülerim zannetme pişmanlığına
Ben eski dostunum gel ara beni..

9 Eylül 2011 Cuma

üstüme düşme benim

gençliğine güvenme ,yıllar alıp gidecek...
teee ilkokul beşteyken o zaman lise son öğrencisi olan abimin biricik ve tek kareli metod defterindeki bi sürü şiir,şarkı sözü,beyit,mısra vs arasından öğrendiğim ilk müslüm şarkı sözü...tabi çok hoşuma gidip beğenip ezberlediğimde bir şarkı sözü olduğunu bilmiyordum..bilmem kaç sene sonra dinledim esas şarkıyı ve a-ha dedim..şarkıyı sevmem için yetti tabi bu anı...psikologların çocukluğa inme telaşına hak vermemek elde değil..farkında olalım olmayalım hayatta yaptığımız her seçimde geçmişin ,1 dakika önceki geçmiş de dahil, etkisi var..yaşadığımız her an bizi biz yapıyor...sevdiğimiz yiyecekten sevmediğimiz havaya,sevdiğimiz şarkıdan sevmediğimiz renge, sevdiğimiz havadan sevmediğimiz isme...şimdi böyle deyince de yaşadığımız her an üstümüze yapışıyor gerginliği oldu...neyse gerilmenin faydası yok şarkıya geçelim...hakkını verelim müzik güzel,sözlere cuk oturmuş,müslüm muhteşem okumuş hatta başka kimse okumasınlık okumuş...daha ne olsun....buyrun
http://www.youtube.com/watch?v=0-rz7cvj6fs

bir dükkanım olaydı duvarına yazardım...her tür müzik dinlenir,yeter ki güzel olsun...

5 Eylül 2011 Pazartesi

bir kızıl goncaya benzer dudağın...

yolları ,yolculukları özellikle gündüz yolculuklarını seviyorum...mecburiyetten yorgun argın söylene söylene gittiğim yolculukları bile seviyorum yola düştükten sonra...gitmeyi seviyorum sanırım ben...hancı değil yolcu olmayı...hancı olmak da zor yolcu olmak da ama bana hancı olmak daha zor geliyor en azından şuanda...yine dağıttım konuyu uzaklaştım başlıktan...neyse hemen topluyorum... bütün yolculuklarımın şarkısı vardır
bu da son yolculuğumun şarkısı...muhtemelen dinlemişsinizdir ama bu şarkı bu abladan dinlenir....buyurun..


bir kızıl goncaya benzer dudağın
açılan tek gülüsün sen bu bağın
kurulur kalplere sevda otağın
kim bilir hangi gönüldür durağın

her gören göğsüme taksam seni der
kimi ateş gibi yaktın beni der
kimi billur bakışından söz eder
kim bilir hangi gönüldür durağın 

söz : Melek Hiç
beste: Amir Ateş
yorum: Aylin Şengün Taşçı

23 Ağustos 2011 Salı

the blind side..

1 seneyi aşkındır elimde olmasına rağmen bilgisayarda izleme zorunluluğundan dolayı izlemediğim bu filmi nihayet gecen akşam izledim...ve çok sevdim...izlediğim dinlediğim çoğu şeyin ideolojisine,el altından verilen mesajlarına ister istemez dikkat eden biriyim, uğraşıyorum çabalıyorum sadece sanatsal açıdan bakamıyorum, bir de benim gibi 80 sonrası doğanlar için apolitik derler :) gerçi sırf ideolojisini sevmedim die tü ka ka demem,yiğidi öldürür hakkını veririm,ama ama'sını da eklerim...yalnız bu filmin amasını eklemeyeceğim, internette bi sürü yorumlarda var bu filmin "aması" benim de dikkatimi çekmedi değil o amerikan rüyası ancak ben ona takılıp filmin sıcaklığını, insaniliğini,güzelliğini,manasını harcamayacağım...filmi anlatmayacağım da sadece çok sevdim diyeceğim izleyin bence diyeceğim..ve kör noktamızda kalabilen hayatlar üstüne,kendi hayatımız üstüne,nimetler üstüne,bahşedilen nimet sanki kazanılmış bir şey gibi kibirlenmek üstüne,materyalizmin insan vicdanını nasıl çürüttüğü üstüne,güven duygusu üstüne,Allah'a güvenme tevekkül üstüne,önyargı üstüne, çocukluğun saflığı üstüne ne bileyim şimdi aklıma gelmeyen bi sürü şey üstüne düşünceğiniz güzel bir 2 saat geçirin...
ha bir de anaçlıkla gücü karizmayı mizah yeteneğini birleştirince nasıl bir anne ortaya çıkar...herşeyin istikametini tutturmak ne zor...

not : film gerçek bir hayat hikayesini temel almıştır..http://en.wikipedia.org/wiki/Michael_Oher

buyrun bu da soundtrackten....http://www.youtube.com/watch?v=vhswvbCdKrI

18 Ağustos 2011 Perşembe

hayatı askıya almak..

hayatı askıya almak çok kullanılan bir kalıp..genellikle başına kötü bişeyler gelmiş insanların başlarına gelen kötü şey için üzüldükleri,yas tuttukları, o değişime ayak uydurmakla geçirdikleri zaman için kullanılıyor..hayatı askıya aldım..deniyor...hayatı askıya astım rafa kaldırdım...dün gece yatağa kendimi atarken aklıma takıldı bu mevzu...rafa kaldırdığımız askıya aldığımız bizim kıymetli 'hayatımız' ise o hayat raftayken yaşadığımız ne?..manasını düşünmeden, bilinçaltımıza işlenmiş ve sürekli işlenen kodlarla otomatize edilmişse 'hayatımız' o başımıza gelen büyük değişim de bizi bu otomatize edilmiş hayattan çıkarıp o hayatı dolaba tıkıp daha farkında bir şey yaşatıyorsa gerçekte hangisi "hayat"...yine vardık mı matrix e...nerden geldim buralara...sürekli bir yerlere düşen bir yerlerden hiç kalkmayan acı'dan aklıma geldi...acı üstüne düşünürken buldum kendimi....hayatları askıya alındı die düşündüm önce..ne yapacaklarını hayal ettim acıları tazeyken..daha sonra acıyı paylaşmak için gelenler dağıldıktan sonra ne yapacaklar...ne düşünecekler hayatları askıdayken...bi sürü kelime geçecek muhtemelen zihinlerinden...yalan dünya, imtihan, ahiret, kavuşmak, iman, tevekkül, özlem,neden...kim bilir neler...kafaları çatlayacak düşünmekten....askıdaki hayatlarına şöyle bir bakacaklar,artık gözlerine o kadar kıymetli gelmeyecek....dedim düşünmek güzeldir ,farkında olmak güzeldir...ama yeterli hiç değildir..hatta bazı zihinler için güzel bile değildir böyle acıyla düşünmek, otomatize edilmiş hayattan onun manası kıt güzelliklerinden de mahrum eder,her şeyi acılaştırır koyar kenara.....ama diğerleri için başka...o diğer zihinler raftaki,askıdaki hayattan çok daha güzeline,anlamlısına devam edecekler....keşke acıya gerek kalmasa bu hayat değişimi için...ne diyelim...Lâ' da geçtiği gibi..Dünya Cennet değil ki....

15 Ağustos 2011 Pazartesi

bir muhasebe şarkısı...

Cumartesi çok kıymetli bir dostun evinde güpgüzel sımsıcak bir iftar yaptık ..o kadar güzel insan bir araya gelince muhabbet de güzel oldu :) güldük,eğlendik, tespitte bulunduk ,büyük konuştuk, küçük konuştuk ,derine de daldık yüzeyden de gittik..e söz bu kadar eğilip bükülünce muhasebeye gelmeden olmazdı..nasıl oldu bilmiyorum ama söz muhasebeye geldi..o dakka benim de aklıma sezenin yapıp yeşim salkıma verdiği sözleri muazzam şarkı geldi...gerçi yazarı için bir pişmanlık şarkısı fazla ümitsiz ama bana göre muhasebe şarkısı..sözlerin üstünde tek tek durulsa durulur ama şimdi vaktim yok bakalım içimizden gelirse başka zaman inş :) buyrun...


http://www.youtube.com/watch?v=yXjYu9_yPs0


Erguvan
Çoktan ikindiye yattı gün
Ağlarken ben geçmiş, gelecek, dün
Hatırlarken kaçırdım anı
Ben hep böyle ıskaladım zamanı

Rüzgar gibi geçti canım ilkbahar
Ben ne yaptım açarken erguvanlar
Ben kar zarar hesap tutarken
Aya kaçtı uçurtmalar

Sever mi sevdiğin sever mi
Aşk insanı hoş tutar mı
Yeter mi tutsa yeter mi
Aşk yoksa kendini yutar mı

Gemiler geçiyor penceremden
Yalnızlık el sallıyor
Güvertelerden
Martılar beyaz ve yırtıcı
Ve yorgun bu anlaşılmaz seferlerden

Söz - Müzik: Sezen Aksu

12 Ağustos 2011 Cuma

bu havada gidilmez...

hava bir güzel bir güzel tadından yenmiyor,hele bulutlar hele bulutlar...yaz ortası hem de Ramazan ayında bir sonbahar günü..tam nazanın bu havada gidilmez şarkısına göre..bazı şarkıları sürekli dinleseniz de size belirli bir zamanı hatrlatırlar..misal bu örnekte şööle hafif serin,gri beyaz bulutlu ama hala biraz yeşil bir sonbahar günü..
nazandan hiç şarkı girmemişim şu bloga..ayıp etmişim, hiç yakışmadı bana, ki ben bütün bilgisayarlarımda masaüstünde şööle el altında bir nazan şarkı listesi bulunduran, haftada en az 2 gün dinleyen ben..neyse telafi ederim inş.. hele de sonbahar geliyor ki ....nazan şarkılarını nie seviyorum die düşünmüştüm bi keresinde, elbette müzikleri seviyorum ,benim için müziğin yeri her daim öndedir, ama sözlerdeki, duyguların ifadesindeki cesaret,dobralık,netlik var ya işte onların da çook çok büyük katkısı var...helal diyosun....helal dediğim için bir pop/rock müzük sanatçısını seviyorum...ben hakkaten arabesk bi tipmiyim ..nie acaba yaa nie...neyse panik yapmayım belkide arabesklikten değildir, delikanlı ruha olan hayranlıktandır....haa ne diyordum bu havada gidilmez diyordum... bir gitme ,beni terk etme, ne me quitte pas ,kal bu şehirde şarkısı bu da..hepsi gibi güzel...buyrun...https://www.youtube.com/watch?v=9sIN1mlr2f8

7 Ağustos 2011 Pazar

çok kalbimi kırdın çok

bu onur ünlü çok acaip adam hakkaten...tamam öyle herkesin kabulü adamın acaip olduğu da nerden çıktı şimdi derseniz..aha şu vakit tv de güneşin oğluna denk geldim tam da acı aşkı izlediğimde dikkatimi çeken repliğe.....çok kalbimi kırdın çok....elbette bi sürü replik var filmlerinde tekrar eden misal ,ölmek için yalvaracaksın, ama benim ilgimi çeken bu cümle...nie ilgimi çekti tam olarak bilmiyorum ama sanırım cümlenin vurgusu garip gelmişti...sanki şöyle olsa normal gelirdi üstünde durmazdım..çok kalbimi kırdın , çoook..tahmin edebildiğiniz üzre virgül duraklama oluyor.. ama işte böyle geçmiyordu filmde, duraklama yok idi ona mı takıldım acaba...son toplamda bu cümle benim dikkatimi çekti ...nedir acaba bu cümlenin olayı...klişe mi?..eğer olur da kendisine soru sorma fırsatı elde eder ve tabi o anda o fırsatı kullanmayı canım çekerse bi sorayım....nedir hocam bu çok kalbimi kırdın çok...ha bi de glasgow ...olası gelecekteki kendime notlar 1...vay anasını sayın seyirciler her dikkatimi çeken şey için bu nie dikkatimi çekti die peşine düşsem ne olurdu aceba?..muamma...

neyse notumuzu aldık geleneği bozmayalım konuyla ilintili bir de şarkı linki verelim bitirelim..buyrun...
http://www.youtube.com/watch?v=MkZkAyWlsVI

21 Temmuz 2011 Perşembe

sezen şarkılarına devam...adı menekşe..

Adı menekşe..
bu şarkı sezenin adı bende saklı albümünden ,98 kışı, ben lise son sınıfken çıkan albümünden ama ve lakin benim keşfim 2004 yani üniversite son sınıftır...adı bende saklı albümü ilk çıktığında en çok tutuklu'yu sevmiştim benim için yeri ayrıdır ..bi kere lise son,3 değil "son", okuldan arkadaşlardan ayrılacaz ,serde de arabesklik olunca böyle tutukluda kalmışım...hala dinlesem giderim o günlere çünkü sonrasında pek dinlemedim eskitmedim parçayı :) neyse işte ozamanlar albüm de almadığımdan klibi çekilmemiş bir parçaya erişmek ancak ve ancak radyolarla mümkün idi...dedim ya sene 98 idi kıştı soğuktu biz öss ye çalışıyorduk internetle işimiz yok idi olsa da nerden bulacaktık (*)...iyice anneme benzedim lafı dolandırdım da dolandırdım esas şarkıya gelemedim..velhasılı bu şarkıyı keşfedişim tee 2004 ü bulmuştur...sanıyorum insanın bir şarkıyı keşfi ruh haliyle birebir ilintili...netekim 2004 senesi benim çevremdeki bi sürü insandan yani kalabalıktan yorulmuşlukla daha bi içime çekildiğim en azından çekilmeye çalıştığım yalnızlığa özlem duyduğum bir senedir...ve çok geçmeden kendimi koca şehirde mezun ve yalnız hissetmiştim ..mezuniyet zaten başlı başına bir depresyon sebebi olabilirken başka başka bi sürü sıkıntılarla da uğraşmıştım elbette bu şarkı eşliğinde :) şimdi gülebiliyorum çok şükür geçmişin elemi lezzet veriyor işte...her şarkıya bir isim vereceksem bu şarkı mezuniyet şarkımdır..temmuz 2004tür...biraz endişe biraz hüzün biraz kırgınlık biraz yalnızlık biraz yalnızlıktan alınan hazdır..daha bi sürü başka şeydir...

http://www.youtube.com/watch?v=wvjFQ2tFafU&feature=related

silinsin izim, hiçliğim sokakta kalsın
gölgemi yakın, bu dünya beni yok saysın
emanet ettim bıraktığın her şeyi
dedim siz susuz bırakmayın menekşeyi


(*)ibrahim sadri nin 79un kışıydı istanbula kar yağıyordu şiirne göndermedir..

20 Temmuz 2011 Çarşamba

evlerinin önü yonca..

http://www.youtube.com/watch?v=k3zX9u8sfEY



çok güzel bir Kerkük türküsü çoğumuz biliriz çocukluğumuzdan,belki biraz daha hareketli halini, bana geçen hafta bir arkadaşım hatırlattı o gün bugün dinliyorum..tamam hadi ben sulugözüm ama şu müzik insanın yüreğine yüreğine işlemiyor , gözlerini doldurmuyor mu? bu da mı gol değil..

19 Temmuz 2011 Salı

haydi bugün de akşam oldu

yılın sadece yarısında hava karardıktan sonra işten çıkmama rağmen neden mesai bitince akşam oldu diye düşünüyorum acaba? öğrencilikten kalma yaz ayları tatil aylarıdır, esas sene eylülle haziran arasıdır düşüncesinden mi? yoksa kış boyu bırakın akşamı, yatsı vakti girdikten sonra işten çıktığımdan mı? neyse ne.. mesai bitti mi akşam olmuş demektir :) neyse ki akşamları seviyorum , yaz akşamlarını da severim kış akşamlarını da..evde yalnız takıldığım akşamları da severim,özlerim,uzun süre ayrı kalırsam burnumda tüterler..arkadaşlarla dostlarla geçen akşamları da severim bayılırım ayrılığına dayanamam..Verene çok şükür Allah eksikliklerini göstermesin bi sürü güzel insan var etrafımda , hepsinin yeri ayrı bazılarının apayrı , zaman yönetiminde ekside olduğumdan bazılarını çok seyrek aralıklarla görsem de hepsini seviyorum..kendilerine bildirsem iyi olacak..hele de uzun süredir görüşemediklerim ihmal ettiklerim sezenin tabiriyle "aramıza hayat giren"ler işte onları aramanın vakti geldi....bir plan çıkarayım da sağ baştan arayım hepsini...haydi bakalım ben kaçar..yine çok sevgili dostlarla güzel bir akşama başlıyoruz..yuppii...

18 Temmuz 2011 Pazartesi

dandandan daradaa

http://fizy.com/#s/3g4b9d

o kırlangıç da mı küs bana...
birine şöylesine aşık olmadan göçüp gideceğim bu diyarlardan galiba...hayırlısı olsun..
şu sezen şarkıları olmasa pek de aklıma gelmiyor zaten, insan bilmediği bir şeyin eksikliğini nasıl hissetsin..doğuştan kör birine maviyi nasıl anlatırsınız..anlatamazsınız..ama sezen anlatıyor mu sanki..çok acaip bi abla yaa...
amaan bi sürü başka şeyi yapmadan da gideceğim.. misal saçlarımı savura savura motosiklete binemeyeceğim , üstümde tiril tiril tek parça bi elbise ile sahillerde dolaşamayacağım, canıma sinerek denize giremeyeceğim, yağmurda rahat rahat dolaşamayacağım.... gerçi bunları kendi rızamla terk eyledim O'nun rızası için... bunlar sayılmaz ..bunlar yapabilecekken yapmadıklarım...aşk öyle değil... duru bir ses, matematik zekası ,resim kabiliyeti,şairlik gibi bişey yani bahşedilen, nasip edilen....ondan sebep çok da yazacak söyleyecek yapacak ahlanıp vahlanacak bişe yok.....hoş pek de ahlanıp vahlanmıyorum, kanaat hali beni öylesine sarmış ki şöyle elimi açıp veya gönlümden geçirip istemiyorum bile..belki de problem istememek..hmm..peki neden istemiyorum?..oyy burası uzar şimdi bilinçaltımla yüzleşemeyeceğim.....
naapalım aşktan nasibimiz de sezen şarkıları kadar olsun...o da olmayabilirdi Allah korusun...içinde bulunduğum bütün nimetlere sonsuz kere sonsuz şükürler olsun....

17 Temmuz 2011 Pazar

send a wish upon a star..

http://www.youtube.com/watch?v=McEEiZU8t4Y

ne ağlattın beni...

Send a wish upon a star
Do the work and you'll go far
Send a wish upon a star
Make a map and there you are

Send a hope upon a wave
A dying wish before the grave
Send a hope upon a wave
For all the souls you failed to save

And you stood tall
Now you will fall
Don't break the spell
Of a life spent trying to do well
And you stood tall
Now you will fall
Don't break the spell
Of a life spent trying to do well

Send a question in the wind
It's hard to know where to begin
So send the question in the wind
And give an answer to a friend

Place your past into a book
Put in everything you ever took
Place your past into a book
Burn the pages let them cook

And you stood tall
Now you will fall
Don't break the spell
Of a life spent trying to do well
And you stood tall
Now you will fall
Don't break the spell
Of a life spent trying to do well

24 Haziran 2011 Cuma

Keyifli bir hüzün

Dün gece Elif'in kınasına gittik oynadık güldük sohbet ettik sonra yavaş yavaş herkes dağıldı en sona bi kac arkadas  kaldık....Elif'le vedalaştık kuzenlerinin yanına gönderdik, hazırlandık kapıdan çıkarken Elif'e uzaktan bi baktım mutluydu çok şükür,el salladık çıktık...Hayri ye doğru zor yürüdüm alışık değilim tabi topuklulara ,ha bu arada Hayri benim mütevazi arabam en sevdiğim yol arkadaşım, kendimi koltuğa attığım gibi çıkardım attım hayatımın en uzun topuklarını..Düştük yola Eryamandan, ne kadar yorgun olursam olayım gece hayriyle dolaşmaya bayılıyorum açtım camı hafif, hava süper,baya serin bi yaz akşamı..radyoda sezen Unuttun mu beni çalıyor içim bi garip ne mutluyum ne mutsuz ne ki bu..hem ne çok yaşıyorum bu hali son zamanlarda...duyguları tarif etmek zor şey..az düşündüm.. keyifliyim ama biraz da hüzünlü...keyifli bir hüzün..hah en çok bu oldu..sanki seviyorum da bu hali..melankolikmiyim acaba?Amaaan geçiniz hocam isimlendirmeye çalışmayı...duygular da parmak izi gibi insanın kendisi gibi ruhu gibi retinası gibi...tek...benzersiz...kimse benim dün geceki keyifli hüznümü hissedemeyecek...hatta belki ben bile..sanki "duygu"lar "an" ile birlikte tek...unique_key şööle bişe olsa gerek  "duygu_ismi"+"an" ..zeynep'in dün gece ki keyifli hüznü...uzun oldu ama oldu :P....